Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Bi' gün yine Balzac ile...


Honoré de Balzac'ın oyununu okuyan bir üniversite profesörü Balzac'ın annesine oğlunun edebiyat dışında bir kariyer edinmesini söylemişti. Yaşamı boyunca yaklaşık on bir bin sayfayı bulan 85'i tamamlanmış, 50'si taslak halinde eser üreten ve romanın 'Shakespeare'i sayılan Balzac'ın bir kulağından giren eleştiriler diğerinden çıkmıştı. Kendine bir proje gibi bakan Fransız yazar, 'Honore Balssa' adıyla dünyaya gelmiş ve soyadını değiştirip insanları soylu olduğuna inandırabilmek için kulağa aristokrat gelen ''de'' sözünü ekletmişti. 

Size bu satırları yaşam boyu kendisini bir asilzade gibi konumlandıran Balzac'ın gençlik yıllarındaki evinden yazıyorum. Isıtmasız, mobilyasız, derme çatma bir ev burası.
Ama yazar kendi dekorasyonunu kendi yaratmış!
Boş duvarlara burada görmek istediği şeyleri yazmış. Bir yere 'gül ağacından çekmeceli şifonyer', başka bir yere 'Venedik aynası ve duvar halısı' yazmış. Boş duran şu şöminenin üstüne ise, ' Raphael tablosu' diye eklemiş. 
Paris'teki bu bakımsız ev kentin en tehlikeli yerlerinden birinde bir binanın çatı katı. Yazar o kadar yoksul ki akşam yemekleri çoğu zaman bir bardak suya bandırılmış bayat ekmekten ibaret. Ah! 

Size bu satırları gül ağacından yapılmış çekmeceli şifonyerin yanındaki yataktan yazıyorum. Çok sayıdaki sevgilisiyle beraber olduğu zamanlarda sevişip koklaşan ancak boşalma noktasına geldiğinde duran Balzac, vücudun 'kıymetli maddesi' dediği 'sperm'i kazayla dışarı çıktığında 'Bu sabah bir roman kaybettim' dermiş. Bu yatak derhal kütüphaneye gidiyor! diye ortalığı inletmekle yastığa uzanıp koklaya koklaya okumak/uyumak arasında gidip geliyorum. 

Size bu satırları Venedik aynasının olduğu duvarın dibinden yazıyorum. Aynaların hafızası olduğunu düşünmeden edemiyorum. Duvar halısının motifinde parmağımı gezdirip diğer elimle aynaya selam veriyorum. Ayna selamımı almış gibi eğilip görüntümü büküyor. Belki de böyle bir şey olmuyor. Olmadığını kanıtlayabilecek kimse olmadığına göre işi biraz daha ilerletip aynanın etrafımda dönmeye başladığını ve bana hawaii kızlarının boyunlarındaki çiçek kolyeden taktığını söyleyebilirim. 
Taktı zaten.

Size bu satırları şöminenin üzerindeki Raphael tablosunun önünden yazıyorum. Buraya da Vadideki Zambağı kopartıp Henriette'le Felix'in önüne atıp gelmiştim, olan biteni Raphael'e anlatıyorum. Cebinden fırça çıkarıp açık pencereye yöneliyor ucuna beyaz alıyor, hiçbir yere sürmüyor. Fırçasının ucunda renk olmayınca huzursuzlanıyormuş öyle diyor. Hep delilerin beni bulması da ne oluyor?

Balzac'ın sağ el küçük parmağındaki yüzük dikkatimi çekiyor. Yakından bakmak için elini uzatmasını istiyorum;
-Raphael gitsin gösteririm ben şöminenin üzerinde tablosu olsun istemiştim Elçin, sen peşine Raphael'i takıp getirmişsin tablosu dursun o gitsin diyor.
Ya hu koskoca Raphael'e sen git tablon kalsın denir mi Balzac, hayatta demem diyorum.
Elini cebine sokup;
- O zaman yüzüğüme bakamazsın elimi cebimden çıkarsam bile yüzüğü yutar yine sana göstermem diyor.
-Niye hep inadının atıyla gezenlerin peşine düştüğümü anlamıyorum diyorum.
O da;
-Benim atım yok ve Raphael halâ evimde diye söylenerek diğer odaya geçiyor.

1799'un Mayıs ayında doğan Fransız yazar birazdan bir oturuşta bir düzine pirzola, bir ördek, bir dil balığı, iki keklik, yüzden fazla istiridye ve on iki armut yiyecek. Ben ısmarlayacağım.

Yemek bittiğinde elimizde kiraz likörleriyle caddede yürürken 'Ümitle sallanırsak rahat uyuruz' diyecek Balzac.
Sallanmak filan 'Aman Allah muhafaza' Balzac'cığım diyeceğim. Beni evime Tesla'nın dikdörtgen aracı bırakacak. 

Görüşürüz, öperim. 

elçingören
29.Agu.2015



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder