Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

16 Ocak 2014 Perşembe

Deliler doluşmuş bakıyor birer birer*

İlk Not: Aklına mukayyet olma.

Dali, çoğu kez, elinde bir kaşıkla uyumuş sonra kaşığın düşüp çıkardığı sese uyanarak gerçeküstü rüyaları resmetmişti.
Böyle yapmasaydı da severdim onu. Bıyıklarının ucuna erik/kiraz çiçeği takan bir adamı kim sevmez?

Deli miydi Deha mıydı yoksa yalnızca Dali miydi bilinmez ama ona ve onun gibi olanlara karşı büyük sevgi besliyorum.

Bir yerde ilham üzerine bir şeyler okumuştum. İlham aslında Tanrı'nın kucağından herkes için aynı anda dökülürmüş.
İçimizden yalnızca bazıları o ilham anlarını hissedip sanat eserleri /icatlar ya da 'normal bir zekayla' yapılamayacakları ortaya çıkarırmış...

Az önce yazı masamdan uzakta, evin başka ve ilhama kapalı olarak gördüğüm bir köşesinde televizyonun dönüp duran reklamlarına boş bakarken ve bozuk muslukları tamir ettirdiğim bir sabahın ardından kendimi bir yerde buldum.

Beni evimin salonundan alıp götüren şey neydi?
Uçan bir şey miydi?
Denizin altında giden bir şey mi?
Yoksa bir köy yolunda tıngır mıngır ilerleyen bir araç mı?
Alıp götürdüğü yetmedi. -Yaz bakayım ben başında bekliyorum! dedi. Bittiğinde şimdi sizinle buluştuğumuz bu sayfaya geldim.
İsterseniz içecek bir şeyler alıp sayfaya geri dönün. O zamana kadar ben de size güzel bir müzik açarım.

Döndüğünüze göre Youtube'a Bruno Mars/ Talking to the moon yazdığımda çıkan şarkıyı da duyuyor olmalısınız.

Öyle bir anda beni şimdiki bilincimden ayırıp yazdıran ilhamın her köşesinden, köşesi yoksa mümkün olan yerinden öperek size yazıyı geçiyorum.

''Delilere zaafım var. 

Yetişkin bir deli beni dört dakika içinde kendine hayran bırakabilir!
Zihninde yelkenli yüzdürüyorsa ve gözlerinden denizin bir ucu çıkıyorsa, delidir o.
Başkalarına göre uçmaz ama, halısı vardır, uzaktan bakılınca bile seçilen dünyası vardır.
'Deli' bu yüzden 'dolu'dur. Boş deli olmaz. Boş bir şey taşmaz.
Önünüze zeka saçıldı diye mızmızlanmayın.
Delilik bir ruh halidir lâkin 'Dili ve Bayrağı' vardır.
Azıcık yoldan çıktığımızda 'Bir delilik yaptım' dediğimiz anlar hele bir çoğalsın, anlayacağız.
Deha böyle anlarda kanatlanır.
O çook akıllıların tepesine konmadı. Konmayacaktır.
Dünya üstten ve alttan basık bir yuvarlak ve asılı olmadığı bir boşluğa bırakılmış.
Köşeleri yok, emniyetli de değil.
Bu denizli topraklı ve ağaçlı yerde 'akıllı/uslu' olmanın marifet sayılması tuhaftır.
Koşun. Hayatınızın amacına hizmet eden şeylere yürüyerek gidilmez.
Aklınızı da koşturun.
Delirmek, içinize sığmayanları gönül rahatlığıyla gezegene uzatmaktır.
Yörüngesi elips bir gezegene, koşunca bitmeyen bir gezegene ''

elçingören/16ocak2014/12:20

İstanbul/Atina

Pek çok önemli not

Yazının üzerine yerleştirdiğim bu afişi yapan kişiden ne yazık ki izin alamadım. Çünkü bulamadım.
Umarım o da bir delidir. Ve delilik üzerine yazılmış bir yazının üzerinde eserinin bulunmasına memnun olur.

Bu da önemli not:

Murathan Mungan'ın sözlerini yazdığı bir 'Yeni Türkü' şarkısından bahsetmezsem bu yazı bitmezmiş gibi geldi.
Müziğinin kısa yolu bilip kısa sürede ruhunuza sızdığı şarkının sözleri şöyle başlar :

*Diyorlar ki bazen gözlerimden

Deliler doluşmuş bakıyor birer birer
Delilerden sen anlarsın, konuş onlarla
Nasıl muhtacım buna!

Yine Önemli not:

Yıllar önce bir telefon konuşması sırasında söylediğim ve o günden itibaren gerek yazılarımda gerek günlük hayatımda sıklıkla kullandığım bir gerçeği buraya eklemem gerekiyor.
Ben hiç normal biri olduğumu söylemedim.
Hiç.

Not:

'Deha engellenemez'