Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

6 Kasım 2012 Salı

Atla/ Tutucam!

Aylardır üst üste dinlediğim bir müziğin yanına oturup size yazıyorum.

İsmi Aşk düştüğünde/ Yiruma
Piyano’nun tuşları arasından İngiltere’nin yağmurlu öğle sonlarına uzandım.
Çekik gözlü bir adamın parmak uçlarından öpe öpe, müziğin şifa veren ellerini tutup kendime çıktım.
Uçuşan bir yaprak gibi tüm zamanlarda kaderimin rüzgâra bağlıymış hissi veren görünüşünü silmeye kalktım!
Öyle yoruldum ki kendime 'binbir gece masalları' okumaktan.
Siz nasılsınız peki?
İçinizde dönüp duran değirmenden ne haber?
Ben yokken hayat size de yan çizdi mi?
Olur öyle bazen.
İnsanın içinde bir çığlık birikir.
Yırtılır gibi olur göğüs kafesi…
Gün gelir, o en sevdiğini bir başkasının bedenindeki panayırda yakalayıverir insan.
Her şey yerli yerinde gibi görünürken masumiyet karnesi  ikiye ayrılıverir.
Odada duran yeminli sesi silinmeden, yaptığı ettiği ortaya saçılır Ah.
Birlikte denize baktığınız bir gece gemiler geçip giderken önünüzden;
-Ben kimseyle denizi izlemedim neden biliyor musun?
Onları sen sanırım diye! Demiştir ama yine de gitmiştir.
Yanmışsınızdır/ Yanabilirsiniz.
Üzerinde duman tütmez kalbin.
Ya tütseydi/ Ne yapardınız?

Oysa /geçmişte bir yerde olsa da/ gözlerinde Lunapark kuruludur Sevgili’nin?
Birden dönmeye başlar atlı karınca / Balerin eteğini savurur yerli yersiz.
Bir defa sevince jeton gişesinin başına geçiverirsiniz işte!
Avuçlarınızın içine doldurduğunuz metal yuvarlaklarla gözünüz neye çarpsa ona koşturursunuz!
Ver elini çarpışan otomobiller/ Gondol/ Korku Tüneli.
Belinize bağladığınız gibi ince deri kemeri, ver elini dev salıncağın eskimiş zinciri!
Bir gün gelir –İn bakalım salıncağın tepesinden! Der Sevgili.
-İn aşağıya / Kendi imkanlarınla!
İnmem dediğinizde kalbinizi kırar
 İnemiyorum derseniz 
-Atla! der. 
-Atla tutucam! 
Ama tutmaz.

Kırılmışsınızdır/ Kırılabilirsiniz.
Ruh göstermez kırığını.
Ya gösterseydi/ Ne yapardınız?
Ellerinizin saçlarında gezdiği zamanları alıp/ ‘Yolunuzu’ yönteminizi alıp
bir gölge bir masal bir oldu bitti hali içinde ortadan kaybolur.
Aşk düştüğünde başında yalnızca bir kişi bulunur!

Şimdi Yiruma’nın parmak uçlarına geri dönüyorum.
Ben gittikten sonra okuduklarınızı zaman zaman anımsamayın.
-İn aşağı diyene/ İnmiceeeem işte! Diye tutturmayın.
İçinde jeton yok avuçlarınızın.
Olsa bende olurdu.
Anlamaya çalışın.
Elbette yanılıyor olabilirim.
İsterseniz beni şu kadarcık ciddiye almayın.

elçingören/ 
6 kasım 2012/ 02:10/ 
İstanbul