Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

31 Aralık 2011 Cumartesi

Suni gözyaşı ampullerim var benim!

- Doğduğunda neden ağlar bebekler düşündün mü bunu?
-Ruh bedene girdiği için/Yeni sınırlarına alışamadığı için!
Cümlelerini sürdürdü…
Bir kitabın sayfa aralarında geziniyormuşum gibi parmaklarımın üzerine yaslanıp gözlerimi kapatarak içimden tekrar ettim! – Ruh yeni sınırlarına alışamadığı için.

Mademki konu ruh’a gelmişti; Pekâlâ uçlarımı düşünebilirdim!
Yabancı yollarda sarp bir kayalık gibi aniden beliren, yolun bittiği yerde tek ayağımın üzerinde durabileceğim kadar az/sıkışık yerler bırakan sınırlarıma baktım.
Kendimi getirip bıraktığım köşeleri numaraladım.
Uç! Kelimesinden anladıklarımı saydım.
Hangisinden yana olacağımı, önce zamana bıraktım…

Sonra dayanamadım!
Biri kanat diyordu diğeri sınır, bir diğeri 0.5 0.7 0.9! Ve mümkünse Tombo!
Dönüp yeniden hayata bakarken bu yıla dek akan gözyaşlarımı topladım!

Çocukluğumdan beri çekirdekleri ağzımda biriktiremezdim.
Düşümde durmazdı düşlediklerim.
Kalbimde birikince acı, bir yol bulup sokağa çıkardı usul usul!


Bu yıl birdenbire çekirdekleri biriktirdim ağzımın içinde, düşlerim olduğu yerde kaldı.
Kalbim kırıklarını çatlasa da içinde sakladı.
Büyümek mi oldu yoksa?
İçimde bir büyümek!

Geniş beyaz bir verandaya açılan aralıklı bahçe kapım vardı eskiden.
Gerçek olsa delirirdim sevincimden!
Biliyor musunuz bu yıl bazı günler, o düşümün yarattığı verandaya götürecek araç kapıda olsa yatağımdan çıkaramazdınız beni!
Gözümü açamadığım umutsuz uykularımdan kaldırmazdı sesiniz elçin’i!
Yine de ağlamadım hiç!

Kaç defa olduğunu sayabilirim ancak lüzum yok.
Çünkü siz gelmeden ben zamanın tozunu kaldırıp olup bitenlere göz ucuyla baktım.
Yüzümü güldürmek için var edildiğini anlatanların sözlerini, ruhumun ses bankasından çekip oynattım.
Harfler aynıydı da sözcükler başka!
Masa örtüsünü bir ucundan çekip her şeyi yerlere seren kıyımsız bir hareket gibi, insan yaşamı bazen tek bir sözle dağılıyordu işte öğrendim!

Şimdiye dek hiçbir gidişi izlemedim.
Biliyor musunuz ben kimsenin sırtını görmedim!
Eros’un oku bu yıl aklımı hedef almıştı, komik bulacaksınız belki ama bazen başımda bir elmayla gezindim!
Dev dişli bir tarağı, dağlar, göller, vadiler, bulutlar ve insan suratlarına değdirdim.
Bu yıl asla söylemem dediğim ne varsa söyledim!

İş hayatımın en çarpışmalı günlerini, aşkın İtalyan sözcükleriyle/yemekleriyle dolu gecelerini, aile bağlarının en sağlam kelimelerini geçip şimdiye geldim.
İçimden herkesi kaydırıp filikasına bindirdim.
Artık pupa yelkenim!

2011’in son günlerinde sağ gözümde bir şey çıktı, minicik beyaz bir kabarcık!
Pelerinimle uça uça doktora gittim.
-O kadar minicik bir şeyi görüyorsam gözümde bir sorun olduğunu söylemek mümkün değildi! /İnsan gözbebeğine özen göstermezse neye karşı hak ettiği alakayı gösterebilirdi ki ?/
Hemen başka bir doktor buldum tabi!
Gerekli ilgi sağlandığında sıra reçetemdeki ilacın kullanım amacına gelmişti.
Tek dozluk suni gözyaşı damlalarım; ‘Gözyaşı filmimin düzenlenmesi’ için kullanılacaktı!

Size /ve en çok kendime/ yeni yıl için bambaşka bir yazı yazmayı planlamıştım.
Ta ki bu nedenle ayna karşısında kirpiklerimi tutana dek!

Ne demiştim;
İçimden herkesi kaydırıp filikasına bindirdim!
Şimdi gitmeliyim.
Daha ruhum yeni sınırlarına alışacak!
‘Amazon’ eteğimle yanınızdan ve yeni yıldan geçeceğim.
Bütün bunlar olup biterken bir köşede sessizce ‘gözyaşı filmimi’ düzenleyeceğim.

Bir yıla veda ederken;
Öptüm öperim/ Sonra yine gelin

elçingören / 31 aralık 2011 / 03:44
Atina/İstanbul

Önemli not:
Mutluluktan ağlatacak beyaz verandalı evime bu yıl ulaşırsam iyi olur Tanrım! Öptüm!

Bir daha not;
Bu yıl milyonlarca yıl kadar uzak yıldız ışıklarını sahillerde zihnime kaydettim.
İyi yaptım!

Pek çok önemli not;
Bağışlama/kutsama/aman neyse canım/ günlerimin sonuna geldim.
Katılıcımlara teşekkür ederim.
Zira onlar bana ' ümit kesmemeyi' 'bir daha denemeyi' 'budamayı' deneyimletti.
Şimdi ben 'kazımadan' giderler mi? Giderler, giderler.
Dedim içimden. Bazen ama bazen.

En son not;
Bana ruhun yeni sınırlarının sancılı olduğunu uzun uzun anlatan güzel sesli, muhteşem ruhlu seçilim!
Sen olmasan ben gemimi çaldırırdım!
Ruhumda sıra sıra ada olduğunu yazdığın gün kendime yeniden yeniden baktım!

Bir daha not;
Her yıl bir ajanda alırım kendime, her yıl günlerini kaçırıp boş bırakırım.
Ama alırım.
Mutlu yıllar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder