Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

2 Ağustos 2011 Salı

Roma yanıp kül olurken Neron şarkı söylemişti!



Beyaz sabun kokan çarşaflarını sevdi!
Uyandığında dudağının üzerinden gözlerine ulaşan bir gülümsemeyi yastığından alıp duşa girdi.
Bu,bana anlattıklarından hoşnut olduğunun işaretiydi!

Seneca, Neron’un habercisiyle buluşmaya gitmek için yanımdan ayrıldığı sırada ondan izin alıp size anlatmak istediğim sohbeti -kısaltmak için-yeniden kurgulamaya geçtim.
Gün içinde soğuk içecekler tüketip temmuz güneşini hafife alma, telefon konuşmaları sırasında güzel sesler duyma ve uzak şehirden gelen yakınlarımı ağırlama seremonisi bittiğinde yorgun düşmüştüm.
Biraz dinlenip kelimelere geldim.
Olmadı, uyudum.
Bir gece sonra yeniden yazmayı denedim, hayır olmuyordu.
Yürüdüm, alışveriş yaptım, sahile indim…
Ve Temmuz’un son günlerini Ağustos’a getirdim.
Ne zaman ilerlesem kendimi sözcüklerin çoğu zaman dağınık sokağında bulurdum zaten.
Sonunda vardım.

Şimdi Tanrı Fortuna zamanı!
Uyandığınızda başucunuza bırakılmış bir not bulacaksınız. Korkmayın sevin! Demiştim size!
Sevin…
Seneca ile birkaç gün hayattan söz ettik.Hiç susmadan! Size hayata bakışındaki olaganüstü farkındalıkları bir gün yazacağım.Bu defa tek düzlemde gideceğiz.
Konumuz varlık ve yokluk!
Seneca Tanrı Fortuna’yı tanımam için bazı bilgiler verdi.Bakın sizinle de burada hemen paylaşayım;
Fortuna’nın nasıl bir şeye benzediğini merak edecek olursam Roma paralarının arka yüzüne bakmamın yeterli olacağını, hayal etmekle yetinecek olursam bir elinde dümen diğerinde boynuz olduğunu söyledi.Filozof ile limon ağacından yapılmış fildişi ayaklı masada süren sohbetimiz boyunca ondan öyle çok bahsetti ki neredeyse şahsen tanıdım.
O Fortunaydı.
Dilediği zaman hayatınızı sihirli bir değnekle dokunmuşçasına ışıldatan, dilediğinde yerle bir eden!

Seneca Fortuna’yı ilk kez çocukluğunda görmüştü.
Pompeii depremi yüzünden Roma yerle bir olmuştu. İmparator gaddardı.
Senecea’nın kişisel kayıpları da vardı. Politika için atan kalbi ile işlerine yoğunlaştıysa da yirmili yaşlarının başında verem olduğundan şüphelenilmesi üzerine altı yıl kadar kimse onunla ciddi tartışmalara girmedi.Önemsenmedi.
Bu sırada intiharın eşiğine gelmişti.
Anlattıklarına göre İmparatoriçe Messalina’nın bir entrikası sonucu Korsika Adasına sürgüne yollanmıştıGeri çağrıldığında ise hayatının son verilmesine yol açacak bir hikâyenin ilk cümlesinden geçecekti!

Limon ağacından yapılmış fildişi ayaklı masaları sevdiğini bildiğim için gelmeden önce evi onun zevkine bir parça hitap edecek biçimde düzenlemiştim.
Tırnağıyla masanın kenarına bir çizik atıp, gittiğimde beni anımsarsın diye! dedi.
Fortuna’nın kıyafetini ayakta anlatmak istedi. Yatak odasından bir pike alıp vücuduna sardı.
Kahkaha atıyordu.

Oysa asık suratlılığıyla bilinen biri olduğu söylenebilirdi.
Fortuna’nın kıyafeti konusunda da derin bilgilere ulaşan elçin memnundu!
Filozoflarla geçirdiği onca gecenin ardından bu defa sanki biraz daha fazla umutluydu geleceğinden.
Huzurluydu! Ahhh.


Tam o sırada aslında yazıya konu olan sahne canlandı.
Seneca yerinden fırlayıp pikeyi odaya götürdü.
Bir süre odada kaldı.
Giderken sanki bir şeyler saklıyor gibiydi.
Dönüp karşıma oturdu. Ellerimi avucunun içiyle kavrayarak yüzüme götürdü.
Sonra şöyle dedi; Bil isterim sana şimdi iyi duygular veren de o!
Ben Fortuna’ya hiç güvenmedim!
Bana huzur verdiği zamanlarda bile! Bana bahşettiği her şeyi-parayı,mevkiyi,gücü-öyle bir yere koydum ki geri almak istediği zaman beni rahatsız etmeden alabilsin.Bütün bu sahip olduğum şeylere belli bir mesafede durdum ki istediği zaman onları bulundukları yerden rahatça alsın, benden koparmasın!

İşte böyle Bayanlar&Baylar!
Omuzlarındaki onca kedere beni de ekleyerek İstanbul’dan ayrıldı Seneca.
O gece, bütün gece, saatlerce uzandığım omzunu Neron’un habercilerine götürdü.

Gitti. Gitmeliydi…
Gitmese iyiydi.
Seneca’nın gördüğü son şey bir buhar olacak
Roma yanıp kül olurken Neron şarkılar söyleyecekti!
Ahh!


Not:
Karısı Polina Seneca’nın Neron zoruyla intiharı sırasında onsuz bir yaşam düşünemediğini söyleyip bileklerini kesmek için filozoftan izin isteyecekti! Seneca Polina’nın bu arzusunu geri çevirmeyecekti.
Ancak kötü ününün daha fazla yayılmasını istemeyen Neron adamlarına Polina’nın elindeki bıçağı almaları için emredecek, görevliler Polina’yı yakalayıp bileklerini saracak ancak bu kadının sevdiği adamın olmadığı bir dünyayı istemeyişini anlamayacaklardı!

Son Not; Kader, kimilerine hala batıl geliyor.
Oysa var ve Seneca, her 'Tanrı Fortuna' dediğinde ben kaderimin sesini duyuyordum!

En son not;Seneca'nın Tanrı Fortuna dediği şey kader miydi?
Dümeni bir kez bana verse,yeteneksizleri ve vasatları ve sahip olmadıklarıyla övünenleri ve çıkarcıları, insan düşü harcayanları, hayvana işkence yapanları,kitap okumayanları, Hama'da olup bitenlere seyirci kalırken içinde bir tek duygunun bile sızlamadığı sözüm ona insanları, dünyanın ''kirli sepetine'' döker miydim? Dökerdim!
Yetmezse yeni bir çözüm için kolları sıvar mıydım? ... Sıvarım!

Kaynak;Alain de Botton/Felsefenin Tesellisi/SEL yayınları
elçingören/2 temmuz 2011/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder