Okuduysan Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

3 Haziran 2011 Cuma

BİR BULUŞ GİBİSİN *


Bütün başlangıçlar gibi içinde heyecan taşıdı buluşlar
OLMALI, OLACAK! Diyen dirençli bünyelerin anısı olmaktan çıkıp hayata taşındı icatlar.

Gemiye bindiğinde onu icat edenin kim olduğunu merak edenler,
Binlerce metre yüksekten bulutların arasında bu uçak nasıl akıl edildi diye düşünenler

Stetoskop ‘un adı neden stetoskop diyenler var mıdır benim gibi?

Çekmecelerin arasında sıkışmış sinema biletine bakıp ‘’ne yazık ki benim anılarım kimsenin bir işine yaramıyor’’ demiş midir içinizden bazıları?

Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdüğünde ayakları ıslaktı.
Paçalarını üst üste kıvırdı, güverteye geçti, bilekleri güneş yanığıydı.
Bu kez bu gemi yüzecek, okyanus buhar gücüyle geçilecekti.
Kim bilir aklında başka neler vardı gemi limandan uzaklaşırken…

Montgolfier Kardeşler sıcak hava balonunu başarıyla uçurduklarında ceplerine rüzgâr dolmuştu.
Birbirlerine bakıp şarkı söylediler, bazı kelimeleri tepelerin üzerinde kaldı.
Uçmak şarkı söylemek gibi bir şeydi, uçmak özgürleşmekti…

Galileo, sevildiğini hissettiği anlarda bir gözbebeğinde kaybolmayı istediğinden mi cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yapmıştı?
Yıldızlardan çok, ayın pürtüklü yüzüne mi bakmıştı?
Bir buluş gibisin! Diyen Cemal Süreya ‘’Sevda Sözlerinde’’ birine en yaratıcı cümleyi kurmuştu işte.
Bu başlı başına bir buluştu!

Bütün bunlar şimdi hayatımızı kolaylaştıran makinelerin, sayısız aletin başlangıcı oldu.
Başlangıçları hep sevdim.
Başlangıçların, ortalama dediğimiz yere kadar ilerleyip sona doğru kıvrılacakken durduğu bir yer vardır.
Keşfetmenin kusursuz notalarından bam bam ayak seslerinizle yürür,bazen koşarsınız ya.
Hiç bitmesin hiç bitmesin! Diye başlanan günün orta yerinde birkaç saniyelik duraklama anında,
haylaz cüceler saati havalara atar ve sonra önünüzden sürükleyerek geçirir!
Kimse görmez , siz en ufak ayrıntısına kadar hatırlarsınız o anı.

Böyle anlarda;
UFUK ÇİZGİSİNE DALIP GİTTİĞİNİZİ SÖYLERLER Mİ SİZE DE?
Öyle ise ucundan gördüğünüz bütün denizler kıyısına çekecektir sizi olanca gücüyle!
Birinin Legolar gibi birbirine eklenen parçalarına bakıp hayatınızla uyumunu ölçtüğünüz bütün buluşmalar icatların ilk günleridir.
Ayaklar ıslaktır, bilekler güneş yanığı…
Cepler rüzgâr dolu, tepeler şarkılı!
Her elde bir mercek büyümüş müdür gözbebekleri?
İsmi nedir? Neden öyledir?

Yaşayıp geçmeden;
HANİ NERDEYMİŞ BUNUN MUTLU SONU? Demeden önce
Başlangıcın tadını doya doya çıkarma vakti gelip çatmıştır.

BİR ÖNERİ; İŞTE TAM O ANDA, SAKİN OLUN VE BİR OT GİBİ HAREKETSİZ DURUN!

Olur ya ;Bir gün ‘’Bir Buluş gibisin!’’diyen Cemal Süreya ile sözleştiğiniz olur benim gibi.
Oturur icatlardan söz edersiniz.

Size bir şeyi icat etmenin en güzel tarafının başlangıcı olduğu söyler.
İçinizden, böyle birçok hikâyenin ortasını ve sonunu değil de hep başlangıcını sormamız belki bundandır! Dersiniz…
Aşk da bir buluştur!

Hayat hepimizi icatların içinden geçirir.
‘’O’’ kimi zaman;
YOLUMUZU UZATAN BİR REHBER DE OLSA, KEŞFETMEYE GİTMENİN BİR TADI VARDIR İŞTE!

Ardımızda ekmek parçaları bırakamayacak olsak bile,
geri dönüş için güven dolu bir yolumuz kalmayacaksa da GİTMEK GÜZELDİR!

Yeni bir çağ doğar her sabah, yeni bir haritadır insan kendine.
Sınırlarından geçip gider.
Birine kendinizi yeniden -en başından- anlatmaya başlarsınız fark etmeden…
Kaç başlangıçtan geçip buraya geldiğini hatırlamazsınız bile.
Bir şey vardır orda karşıda bir yerde
Ne buharlı gemiye
Ne sıcak hava balonuna
Ne teleskopa benzer.

SİZİN BULUŞUNUZ BAŞKA, BAMBAŞKADIR!
MUCİTLER İCATLARINA İSİMLERİNİ YA DA SOY İSİMLERİNİ VERMİŞLERDİR YILLAR BOYUNCA.
E ARTIK SİZ DE BİR ŞEYLER DÜŞÜNECEKSİNİZDİR BU HARİKULADE BULUŞA!

Elçin Gören
22nisan2010
*CEMAL SÜREYA

ELÇİN’ DEN ÖNERİ;
•Yazı boyunca LOU REED-PERFECT DAY dinlendi
Bu şarkı beni denizin en mavi olduğu, mavinin nasıl böyle mavi olduğuna hayranlık duyduğum KKTC –Dipkarpaz /Yeni Erenköy’e götürdü.
Bir gün yolunuzu oraya düşürürseniz, bu şarkıyı da yanınıza almanız önerilmeli,
ayrılmak istemeyecek olursanız hak verilmelidir!

•Kütüphane düzenlemeleri her zaman iyi gelir.
Yıllardır dokunmadığınız yazarların ciltleri mutluluk verir, bunu denemeli

•Birkaç günlük tatil planları yapılmalı
Ofis ofis nereye kadar! Bunu atlamamalı
İçinize bir gitmek duygusu yerleştiyse GİTMELİ
Ama özlerseniz KAHRAMANLIĞA GEREK YOK, GERİ DÖNÜLMELİ!


MAG Dergi Haziran sayısında yayınlanan elçingörengri köşe yazısını okudunuz;)

27 Mayıs 2011 Cuma

Mag Dergi ''YAZ'' sayısı;



SANA ÜST ÜSTE KAÇ KEZ DAHA ÂŞIK OLABİLİRİM BEN?
Sayıların abaküsümden döküldüğü yıllardan bu yana, böyle duru bir toplama işlemi görmediğim için cevap veremedim soruna.
Yoksa hazırlıklıyım aslında!

Burnunun dikine giden bir çocuk gibiyim ben! Hiç değişmedi yaşamın özünü kurcaladığım yer!
Okul yolundan sapıp leblebi tozu satan bakkala gitmek, poşeti ağzıma dayamak suretiyle boğazıma kadar o tozu doldurup sonra öhöö öhöö sesleriyle masumiyetimden yaramazlık çıkartıp rahat etmek istiyorum.
Evet!
Sana âşık olmak yerine bunu yapmak!



İçinde kuş tüyleri olan bir zarfla böyle bir mektup alsaydınız ne yapardınız?
Cevap verecek gibi olursanız kendinizi tutun.
Çünkü bazı soruların cevabı yoktur!

Yaz bulutları tepenizde selam vererek koşar bazen.
Yosunlar yeşili gözlerinize iter, deniz maviyi giyip çıkarır gün içinde binlerce kez.
Üstü açık bir arabadan belinize kadar uzanıp rüzgârı tutmak gibi, özgürlüğün bütün dokularınıza işlediği yazlardan geçersiniz.

Böyle bir yaz BU YAZ!
Yaşadıklarım nicedir unuttuğum ‘’ACABALARIMI’’ kucağıma bırakıp kaçtı.
HER ŞEY;
BİR PARÇASI ISIRILMIŞ ELMALAR, ÇOCUKKEN DUT YAPRAĞI YEDİRDİĞİM TIRTILLAR KADAR SAF!

Siz de Güney’deki yolların tabelalarını sever misiniz?
Açık kahve elden düşme kontrplaklarla birbirine çivilenmiş o küçük dikdörtgenlerin arasında kiraz satan köylüleri geçtikçe yenilenir misiniz?
Şimdi yola çıkacak olsam işte o tabelalara doğru sürerdim arabayı!
Kıyı şeritlerinin o kendine has dinginliğine ortak olurken, mektubumda yanımda olurdu, başlıktaki soru’da!

Yollanmamış mesajların, söylenmemiş sözlerin, bir türlü izlenememiş filmlerin içinden,
PİYANGO GİBİ KENDİNİZİ ‘’ÇEKMEK’’ İSTEDİĞİNİZ İLİŞKİLERDEN GEÇİP
BURAYA GELMEK İSTER MİSİNİZ?
Öyleyse gelin!

Alçakgönüllü bir rüzgâr eserken, geçmişe ait kimi boşluklar savrulup gider burada.
Gelin bir şeyler atıştırırız, bir teras buluruz sonra.
Sıcak taşlarından araba fırçasıyla suyu iterken, ayaklarımızın yanacağı bir teras!
Temmuz’da günler muhteşem doğar ve batar.
İzleriz gözlerimizi kırpmadan!

Hep bir şeyler olurken güzel dediğimiz bütün yazlar gibi Ağustos’u da Eylül’e bağlarız biz!
Kasabaların telaşsız öğle sonlarından geçerken;
-BONCUK DİZİCEM BEN! Diyerek gelip güneye yerleşenleri gözümüze kestiririz.

Hayat boyu bir sahil kasabasında ya da Masal’dan düşmüş Ada Santorini’de balık tutarak, mütevazi bahçenizde sebze meyve yetiştirerek yaşayabileceğinizi düşündünüz mü?

YANİ; SİZ HİÇ SADELEŞTİRİLMİŞ BİR METNİN ÜZERİNDEN YÜRÜDÜNÜZ MÜ?

Söz veremem ama bunu da deneriz!
SANTORİNİ’ye gider küçük tahta iskelenin kendine özgü iyot-yosun kokusunu bulur, ciğerimizi onunla doldurup boşaltırız.

Deve cüce oynarız, açık sarı güneşin ellerinden tutarız.
Az gider uz gider, dere tepe düz gider sonunda Aşk’a çıkarız.
Bir yaz daha geçer …
Söylediğimiz her şey‘’Kelimelerin gücü adına!‘’Diyerek başladığımız oyunlara dönüşürken,
son sözleri kalbimizin derinliklerinde muhafaza etmeye söz veririz.
Sözcükler sözcükler sözcükler…
İşte böyle yazlara ve yaşama yerleşirler!


Marşımız bile var;
KAPTAN KIR DÜMENİ
GİDELİM UFUK ÇİZGİSİNE,
O ÇİZGİYE ‘’ENGİN’’ DİYENLERİ BULACAĞIZ
ÜST ÜSTE KAÇ KEZ ÂŞIK OLUNABİLİYORSA BİRİNE,
O KADAR OLACAĞIZ İŞTE!
Yazıya son dokunuşlar Boğaz Köprüsünü geçerken yapılıyor.
Birazdan Dergi’ye yollanacak cümleler iki kıtanın bütün şiirlerini şu sol taraftan gelen gemiye ‘’yolcu’’ mu yapmıştı?
Bu ne güzel bir YAZ böyle, şiirli şarkılı, marşlı!

Elçin’den öneri;
• Elçin’in yazdığı Marş’ta, kafiye, uyak, vezin aranmaz!
Artistik, fantastik bir Marş işte! Diyerek okunup geçilmeli
• SEZEN SÖYLER ‘’ŞEN’’ ŞARKISINDA; BAKARSIN UMDUĞUNDAN İYİ GEÇER YAZ!
Bu yaz, bütün yazlardan güzel olabilecek bir yaz ise, ona şans verilmeli

• Çokça fotoğraf çekilmeli bu aylarda.
Böylelikle pencereden kar, sokaktan ıslak tekir geçerken içimiz fotoğraftaki güneşle ısınabilir

• Koyu renk kıyafetlerle bir türlü anlaşamayan bu güzel mevsimle mücadele edilmemelidir!

• Bilirsiniz; KIŞ ve SONBAHARIN bittiği caddede görünen her şeye ‘’YAZ’’ denir.
Yaz akşamları bir başkadır! Bulunan bütün çardaklar zapdedilmeli, geceleri cırcır böcekli bir yoldan geçip kumsala inilmelidir.

elçingören
HAZİRAN2010