Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

24 Ağustos 2010 Salı

KORKMA; Okyanusla bir ağzımız!



Hayatın vitrinini kırmışsın.
Şikâyete geldiler!
Küçük cam parçacıklarına dönüştürüp kaçmışsın.
Hiçbir şeye dokunmadan gitmişsin sonra.
Boyası uçuk bir raf bulmuşlar içinde.
Sandalından bir parçaydı gösterdiler, tanıdım!

Seni buraya getiren fırtınaların küreğine yaptığı şeyi, hayata bırakıp çıkmışsın.
Yastığına sarıldığın, masumiyetinden arınmadığın, İstanbul’dan haz almadığın geçti aklımdan.
Seni ele vermedim…
Şimdi Ege ve Akdeniz şimdi Karayipler ve Kızıldeniz
Suçunu bilmekte ve gizlemekteyiz….


elçingören
23ağustos2010
00:26
İstanbul/
Yazı masam/
Benim güzel dünyam
Resim; S.Özer

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Bir BENCİL ile bir YORGUN...

Körebeydin!
Güven eksikti ama…
Bu yüzden -Kapat gözlerini! Dediğimde kirpiklerinin arasından bakma ihtimalini bağlardım şakaklarından!
’’Yakan top’’ oldun
Kalbimin üstüne üstüne vurdun.
Mavi, çizgili, plastik!
Bej, numaralı, kauçuk!
Hayaletlere inanıyor, gözlerini makasla kestikleri çarşaflar giyiyorlar sanıyordum!
Yok ki! Dedin.
Ellerin cebindeydi, cebinde bilye vardı o zamanlar!
Beş gazoz kapağına birini verdiğin…

Dün gece seni izledim rüyanda, güneşten yanmış alnına dokundum, öptüm kokladım.
Saçlarının üzerinden kayıp haritanın yollarını saydım.
Karanlıktı, ıssızdı, renksizdi ama vardı.
Bir gün bu tuhaf ormanın içinde Karnaval başlar mıydı? Başlardı!

Parmaklarımla taradım saçlarını, bir zamanlar başaklar varmış ya orda, onları hatırladım.
Çocukluk saçlarından düşenleri topladım.
Gözlerini açtın bir anda.
Oyun yaptım sana, sen açtın ben kapattım!

Biz şu ‘’aşkın’’ neresinden tuttuysak elimizde kaldı ya hani!
Ben saçlarınla birlikte dün gece onları da topladım
Siteden çıkarken güvenliğe baktım.
Saydım!
Kaç kez, Bu son! Diye çıkmıştım.

Not:
Kaskımı taktım, artık yoldaydım
Rüzgâr dokunuşlarını dağıtmak istedi, iki kez uyardım.
Bir uğultu başladı, evet kabul!
Çaresini aradım ...
Candan’ın şarkısını durdurdum yolda.

Sende dinle!
Yalnız sayılmazmışız bu konuda!

elçingören
23ağustos2010/İstanbul/01:24
Fonda;Nedense sustum/Candan Erçetin
Başlık:Aynı adlı şarkıdan
İllustrasyon Arturo Elena

20 Ağustos 2010 Cuma


Peki, ama böyle erken mi Küçük Bey?
Açık kahve uçuşan tüllerin, kadife kaplı koltukların arasından,
bindokuzyüzyetmişlerin sonundan gelmiştiniz.
Öyleyse yazlık sinemaların filmlerinden çok, ortasında başlayan rüzgârı sevmiştiniz
Çıkışta çekirdek çeteleri kurup duvarın dibinde yemiş miydiniz?
Arabaya binip Boğaz köprüsünden ilk kez geçerken ayaklarınızı havaya kaldırmış mıydınız benim gibi?
Aynı şehrin mevsimleriyle, sivrisinekleri ve sesleriyle büyüyen iki çocuğuz biz.
Yapmayın Kuzum.
Çizgilenmemiş yüzünüzü, çillenmemiş ellerinizi, o her şeyden derin olabilen gamzenizi böyle erken götürmeyiniz
Küçük Bey;
Ağustos'un ortasında ,
İstanbul, sinemalar, sivrisinekler, havalı köprü ışıklarıyla bize, gidişinizi izletmeyiniz.

elcingoren
20ağustos2010
12:02

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Kapağından tanıdım...


Ankara’ydı.
Üşüdüğümü ve sıcaktan söylendiğimi hatırlayamadığıma göre mevsim bahardı.
Belki çiçekli, belki sarı-kahverengi kuru yapraklı.
Çin böreği yemiş, yalnızlığımın göz alabildiğine huzur dolu vahasında yürüyordum.
Kitabevine girdim.
Son çıkanlar!* Rafını hızlıca geçtim.
İlerledikçe kendimi bir şarkının, bir filmin içinde buldum.
Sonra birden ! Heyyy bu Murathan Mungan! Dedim.
Oysa üzerinde hiçbir şey yazmayan benim daha önce görmediğim, yazarın daha önce denemediği bir kapak tasarımına sahipti.
(Şu an yazının üzerinde gördüğünüz pembe dikdörtgen! Ancak ona yaklaşıp dokunduğunuzda içinin simle bezenmiş olduğunu görüyorsunuz;)

Birlikte uzun zamanlar geçirdiğiniz birini daha önce karşılaşmadığınız bir şehir ve hatta ülkede ensesinden, hırkasından, sesinden, saçlarının dalgasından, şen kahkahası ya da hüznünden tanımak gibi bir şeydi.
Görevli evet ‘’MUNGAN’’ dedi!
İsmi ’’ ELLİ PARÇA’’ kitabın…

Yazarın gelecekte tamamlamayı planladığı elli ayrı romanının parçalarından oluşuyor.
Hemen ilk sayfasında ‘’bir 2005 kitabı, başka yıllarda basımı olmayacak’’yazıyor.
Onca taşınmanın içinden geçti ama hala kütüphanemde duruyor!
Ara sıra okşuyor, okuyorum…
Gidin bir yerlerden bir ‘’2005 yılı’’ bulun kendinize.

Bu gece -onca gecenin içinden sadece bu gece- üç ayrı köşe yazımın başlangıçları arka arkaya yerleşti yaşama.
İtiraf etmem gerekirse önce onları birleştirmeye uğraştım.
Sonra fark ettim ki bunlar birbirine ‘’BAĞLI’’ değil.
Hiç biri bir diğerinden haz etmedi.
Bıraktım kendi hallerine…
Bu başlık yazı en son yazıldı.
Hayat bazen sıralamayı değiştiriyor.
Bilirsiniz işte…
e.

Bütün organların kendine özgü gürültüleri olsaydı ‘’kalp’’ gibi!
Olmadı…
Sesi, dokunuşu, atışı ve duruşu olan o!
Eros okunu ona fırlatacak elbette!

Peki, duru bir ırmak geçer mi zihinden bazen?
Öyle alışılagelmiş olduğu için daha az sızlayan yaranın üzerinden gider mi sakince?
Ayağa kalkıp kâğıdı iki parmağımın arasından yere bırakmak gibi! Dediğimiz türden vazgeçişleri yer çekiminden daha hızlı solurken örneğin…
Sile sile!
Üzerini karalama telaşından yoksun.
Benim;
Öyleyse varlıklı! Diyebileceğim türden sade bir ırmak.
Sizin şimdi bu satırları okuyunca;
Buradan da geçmişti bir ara! Demenizi temenni ettiğim bir ırmak.
Geçer mi dersiniz bazen?

Artık hiçbir şeyi birbirine bağlayamayacak kadar unutkan bakan Peter Pan gibi beni tanıyanların –sıkça okuyanların-tahmin edeceği -senin hiç bilmediğin- gibi kollarımı açarak koşacağım sana!
Çizgi film karakterlerine benzeyen gözlerine bakıp, ancak yetişebildim diyeceğim nefes nefese…


elçingören
15ağustos2010
23:20
İstanbul


*Son çıkan kitaplar
Bu kitaplar bende iki duygu uyandırıyor.
İlki;
Ama henüz okunmaya değer onlarca sayfa varken bu gelen yeni cilde teslim olmamalıyım!
Diğeri metro’da, sokakta ve hatta havuz kenarında ellerine aldıkları o popüler kitapların tek satırını bile okumadan, ön yüzünü yırtıp yelpaze yapacağından korktuğum ‘kendini verdiği 30 tl ile entelektüel ilan etmiş’’ ancak okuryazarlığından endişe ettiğim kimilerine benzemekten deliler gibi korkma duygusudur.
Son çıkan kitapların ‘’rafını’’sevmem yani!

6 Ağustos 2010 Cuma

Fotoğraf'a bakarken...


''elçiniseviyorum''

Çünkü dışarıdan okunan hikayenin içindeki karmaşa,felaket,huzur,neşe ve diğer satırları onunla birlikte yazıyoruz.
Zafere yürünen yolu geçmeyi, takılıp düştüğümüzde akan kanı silmeyi öğrendik onunla.
Mutlak güveni damıtılmış gül yapraklarının en dibine saklayan hayatı salladık, aşılmaz denilen yolları, karanlığı tükenmez gibi görünen geceleri aştık.
Biliyor musunuz ilk bakışta görünen her şeyin bir başka hikayesi olduğunu yıllar yıllar önce birlikte anlamıştık.
Öğretilmiş, dizili satırların arasında kendi hikayesini yazmaya çalışan bir elçin o.
Ona kızın, onu bağışlayın.
Bu dünyada tek çabası sadece kendisi olabilmek'ten geçen bir masalda durmak
Ne çikolatadan evi, ne Hansel'i ne Gratel'i var.
Yıldızların tozu alınacak deseler, gönüllü olur gider!
Böyle biri işte, bu kadar çok bu kadar az.
elcingören 6 ağustos 2010/03:17