Okuduysan Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

21 Ekim 2010 Perşembe

Eylül’de Gel!


Takdim edeyim; İşte benim mağrur Sevgilim!
Ona adil davranmadığımı söyleyip ayaklarını altına topladı yine.
Konuşmuyor benimle...
Ama anlatıyorum, nefes boşluklarım uzayınca dikkat kesiliyor.
Anlatıyorum!

Çünkü sadece o verebilir; ‘’Uzun yolların sonunda temiz çarşaflı, dikdörtgen güneşin düştüğü bir yatağa uzanmak gibi, hayatıma yerleşen varlığı için, kelimelerden oluşmuş bir teşekküre’’ gerçek kıymetini.

Birlikte çekiştirdiğimiz mevsimlerden sonra uzanıp, ışığı biraz daha az olan yıldızı aynı anda işaret eden parmaklarımızın bittiği yerde başlamış bir hikâyeyiz biz.
Biraz uzunuz, biraz dolambaçlı, çakıllı, taşlı.

O hikâye, kimseyi çekemediğimiz zamanlarda, sadece kendimize katlanabilme kabiliyetimizin bir kişiye daha yer açabilmesine şaşkınlık duyduğumuz bir ay’a, yıl’a, gezegen’e bırakıp kaçıyor bizi.

Zamanların, mekânların, tatların dokuların ve dokunuşların gezegeninde birlikte çağlar geçip dinleniyor, yola devam ediyoruz.
Önümüze kar çıktığında havuç ve kömür arıyor ellerimiz.
Yelkenli geçerken ve mavi olabilmişse sonunda deniz ‘’Güney’e diyoruz en güney’e’’ gitmeli.
Dudağımızdan bardağı çektiğimizde öylesine bir geçiş anında.
Bu defa aynı anda, aynı şeyi düşünür gibi değil, aynı anda aynı şeye dokunur, seçer gibi değil.
Ne yazık ki anlatılabilir gibi de değil…

Sessizce durmak, kıyıdan evlere bakmak, belli belirsiz gölgelerde sokaklar seçmeye çalışmak oyununu birbirimizden habersiz yan yana oynuyoruz.
Dalga seslerinin karıştığı gece şarkıları dinlerken, çoktandır duymadığımız birinin kokusunu alıp bu köşeye sıkışma halini gizlemek yerine yolumuzu, burnumuzun da eşlik ettiği bir kahkahaya çıkarıyoruz.

Ağzımızda yalan yokken sesimiz daha güzel oluyor.
Bunu bazı gecelerde sahilde, bazen günbatımlarına yürürken yollarda prova ediyoruz.
Ortak esaretlerin incelttiği bir ömrün varlığından şüphe duymuyor olsak da Kaf dağının ardındaki Anka kuşunun bir tüyünü avucumuzda sıkı sıkı tutuyoruz.

Çocukları yanımıza çekmek için bak avucumda ne var? Dediğimiz zamanları aklımızda tuta tuta sıkıyoruz Anka’nın tüyünü, evrende doldurduğumuz bütün boşluklarda!

Birbirimizi çok eskiden beri tanıdığımızı hissettiğimiz anların sıklığı bundandır belki!
Kırılganlıklarımız zaman zaman bir Kâhin’i anımsatıyor evet!
Peşin hükümlerimiz inanırlığını besliyor.

Ama çok sürmüyor, şaşalı kostümünün eteklerini toplayan Kâhin kapıyı sessizce çekip gidiyor.

Onun ‘’Sevgilim’’ olması beni taçlandırıyor!
Bana şekerlemelerle dolu bir sepetin içinden Ağustos’u verdi.
Daha önce Temmuz’u çok farklı bir seremoniyle getirmişti.
Az önce Eylül’ü bıraktı gitti.

-Öyle telaşsız yaşa ki dedi; Birlikte bir bank bulalım seninle.
Sarı-kahverengi desenli yapraklar dökeceğim yollara.
Biraz yaz, biraz sonbahar var içinde bu kutunun. Sakın birdenbire açma!
Rüzgârı, meltem sanıp çıplak ayakla dolaşma…

Şimdi gitmeliyim Bayanlar& Baylar!
‘’Sevgili Günlük diye başladığım cümleler bittiğinde kendiliğinden gelen, kollarımı açıp karşıladığım bir diğer adı ‘’Hayatın ta kendisi olan’’ Canım Sevgilim! Benden milyonlarca yıl büyük olmanı önemsemediğinde daha yakışıklı olduğunu söylemiş miydim bilmiyorum!’’ Yazan notumu yastığının kenarına bırakıp döneceğim.
Bilemiyorum belki yine onda kalırım bu gece, vedalaşmak en iyisi gibi!

Elçin’den öneri;

· Koca yazı tükettik tatil yapamadık! Stresinizi Eylül’ü paralayarak harcamamanızı

· Tatile bir güzel gidilmiş ve istiridyelerin içindeki incilere varıncaya kadar her bir şey yeniden keşfedilmişse bununla bir dahaki yıla kadar yetinebilmenizi

· Kum taneciklerinin hala cüzdanınızda gezmesi ile işe giderken ayaklarınızın geri geri gitmesinin bir bağlantısı olduğunu bilmenizi

· Ancak bunun baş edebileceğiniz türden bir sorun olduğunu hissetmenizi öneririm.

· Hayat boyu ismi Eylül olan kızları kıskandım. Siz yapmayın!


Not:Alpay'ın şarkısı kulaklarımda, sözleri başlıkta...

elcingören1ağustos2010



''Eylül'de Gel'' MAG Dergi 2010 Eylül ayı sayısında yayınlanmış ''elçingörengri''yazısıdır


2 yorum:

  1. kelimeler sana çok yakışıyor.

    YanıtlaSil
  2. İşte bu harika! Çünkü sana da çok yakışıyor...

    YanıtlaSil