Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

25 Şubat 2010 Perşembe

KUTLAYIN BENİ ! Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?


E....
ve
E....
Birbirlerine isimlerinin sonuna ekledikleri ''CİM'' diye hitap eden aşıkların
SONSUZA DEK! diye söz verdikleri sevgilerinin bebeği oldum ben!
Sonsuzlukları otuz yıl kadar sürdü...
Ama gördüm
Babam son nefesini gözlerime bakarak verirken
HALA AŞIKTI!

Başka büyük bir acı var mı yeryüzünde deseler çok az şey kalır geriye şimdi.
İçimden bir dilek tutacak olsam onu kaybettiğim anı silmeden tamamlanmaz hala cümlem.
Bunu yakınlarım bile bilmez; Benim sol yanım toprağın altındadır!
Nerde otların bürüdüğü başıboş toprak görsem babamın elleridir, gözleridir, kaşlarıdır...
Kalbinin son atışını bana veren babamı özlerken sıklıkla ölmediğini asla ölemeyeceğini düşünürüm
-hayatın kırık dökük tesellileri vardır bilirsiniz, aslında işe yaramazlar ama yine de sarılırsınız onlara-

Annem benim için yaşamın tek tutar yanı.
Bu yüzden bir yeri acısa kalbimde hissederim sızısını.
Böyle anlarda hırçınlaşırım, o bilmez kaç uykuya şu duayla daldığımı;
Eğer bir otuz yılım daha varsa, yarısı annemin olsun allahım
Lütfen beni duy
Duymasan bile hisset...

Yaş aldıkça anneler/babalar ve çocuklar arasındaki roller değişiyor.
Geçtiğimiz günlerde annem diş hekimine gitti, kendimi bir bilseniz nerde yakaladım...
-Buluşup bir şeyler yemiştik ve o randevusuna yetişmek için yanımdan ayrılmıştı.
Acaba karşıdan karşıya geçebilecek miydi?
Ya merdivenden çıkarken dengesi kaybolsaydı?
Ya biri çarpıp düşürseydi ... derken bi de baktım doktorun kapısındayım!-
- birçok şeyi ezbere yaşayıp giderken bir de bakıyorsunuz ki,bir anda bozuluveriyor o hafıza küreniz, dedektif oluyorsunuz, şüheci bakıyorsunuz, telaşlı yaşıyorsunuz-

Kaybetmenin yutulmayan bir lokma, geçilmeyen dar bi kapı, yok olmak için bile denenmeyecek kadar zor bir yöntem olduğunu bilenler bana hak verecektir.
Sözünü ettiğim şey,
-Yok artık! daha az önce telefonla konuştuk!
dediğiniz bir yakınızı kaybetmek kadar hafif bir acı değil.

Hangi acı hafiftir ki? bunu duyar gibiyim.
Dün elektronik postama gelen bir iletide şöyle diyordu ÖMER;
Şair de demiş ya ;
Tam dibi buldum derken yeni bir dip daha olduğunu keşfedebiliyor insan diye !
İşte öyle bir şey bu, acıdan daha acı bir şey olduğunu gördüğünüzde anlayabileceğiniz türden.
Yaş aldıkça hem anneme hem babama benziyorum.
Yaş aldıkça kağıdın bile kesebileceğini öğreniyorum, makaslardan daha derin.
Öğrendiklerimle her yıl biraz daha;
BİLİYORUM!
BİLMİYORUM!
DAHA AZ HAYRET! DİYOR
DAHA KÖTÜ YANILIYORUM.

İnsan duvarın içinden geçmek ister mi?
Sözleri bir boşluğa doğru üflemek ister mi?
Peki ya uçmak ister mi -görünmez olup-?
İstiyorum ben...
Büyüdükçe fazla oluyorum kendime...
Büyüdükçe annemi daha sık anıyorum ve hatta anlıyorum Sezen gibi!
Kalbimin bir mektup gibi buruşturulmasına izin vermediğimde de;
Kötü oluyorum birileri için.
En kötü
Çok kötü
Böyle anlarda, daha önce ;
-Hadi ordan! diyemediklerime,
eskiden gülüp geçemediklerime gülüyorum en çokta.

''- Ben kötüyüm, tü kakayım git başka çocuklarla oyna'' diye
kovalıyorum evet.
Göğsümde sakladığım pek havalı topa,
cam parçalarını sürüyorlar onlar, oyun! adıyla...

Kelimelerle oynadığım söyleniyor son zamanlarda, dikkatli ve kusursuzca...
Ben sadece fotoğrafını çekiyorum bazı anların, zaten var olanları -hayatta bir yerlerde birilerinin zaten yaşadıklarını-yazıyorum.
Kabul ediyorum bazen zor anlaşılır bile oluyorum...
Ama her zaman anladıklarımızı yaşıyor olsaydık zavallı merak duygumuz nasıl gelişirdi ki?
Bazen anlamadığımız şeyleri yaşıyor olsakta katlanıyoruz.
Katlanmak ne tuhaf kelime öyle değil mi?
Katlanıyoruz, yani birden çok kez içe ya da dışa bükülüyoruz...


Kelimeler ahh ufuk çizgimin de ötesinde var ettiğim sonsuzluk yasalarım benim.
Ne çok şey kattınız yine bu yıl bana.
Yıllar önce Ankarada'ki bir dostum kulağıma şöyle fısıldamıştı ;
Yazmak intikam alır, şarkı söylemek affeder!
Bütün intikamımı aldı yazılar;
Artık binlerce parçaya bölünebilir, toz kütleleri halinde gezegene yayılabilirsiniz.


Kutlanmaya değer olan bir doğum günüm daha.
Ta ta ta taaaaaaa !
Yirmisekiz yıl önce, şu anda sadece bir kilometre kadar uzakta olduğum bir hastane odasındaki kendi doğumuma, bir yazı yazacaktım sözde.
Yağmurlu bir perşembe sabahı Üsküdar'da aldığım ilk nefese, gördüğüm ilk martıya selam yollayacaktım.
Yine hayat girdi araya, geçiştirdim.
Doğduğum İSTANBUL'a ;
YENİ yaşıma bakıyorum.
Herşey yerli yerinde mi yokluyorum kalbimi, daha derinden nefes alıyorum bugün sanki...


Bilmediğim, tanımadığım bir turuncu rüzgar sardı etrafımı, sanki bundan sonra bana acı yok gibi karada, geniş bir omzun üzerinden bakıyorum bu gece dünyaya.
Babam gibi, bir tür güven var kokusunda.


Yıkılmış kalelerimin surlarından, ağzıma burnuma giren kumları temizleyip, yenileri için çabaladım, sonunda başardım.
ÖĞRENDİM; Ben varsam herşey var burda!
Bu bereketli toprağın suyu da benim, tarlası da....

OLLLEYYYYYYYYY GELDİ ÇATTI YEPYENİ BİR ŞIMARMA GÜNÜ DAHA!
Bu yıl bir İspanyol nidası kadar evrensel olmayı
Olmadı bir İspanyolla evlenmeyi!
O da olmadı seneyede böyle oleyyyyyyyyy diyebilecek kadar sağlıkla,mutlulukla, huzurla ulaşmayı istiyorum.

Biliyorum ah bu ben, yine aşka sıkıca sarsılacak
Yorgun bir arı olup, kendini papatyaların üzerine uzanmış bulacak
Seviyoooo sevmiyoooo yaparken
Kalbimin zarif efendisine sonsuza dek doymayacak
VE
Aşka düşüp yorulacağım

Kendimi yine unutacağım...

ah bu ben kendimi nerelere koşsam
saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam
ah bu ben kendimi nerelerde bulsam
çekilsem sahillere hayaller mi kursam

KUTLAYIN BENİ !
Çalsın fonda inceden bir MÜZEYYEN ABLA...
Yine mi güzeliz yine mi çiçek!


Son not:
UCU SONSUZA BAĞLANMIŞ BİR SARMAŞIK SALINCAK BUGÜN DÜNYA
SALLIYOR BENİ KOLLARINDA...
Bu galaksinin değerli bir parçası olduğumu hatırlatan, yolculuğumun tüm kahramanlarına şükranla...


elçingören
25 şubat 2010
istanbul/türkiye/dünya
02:11

3 yorum:

  1. Mazhar Alanson'un sesinden geldi değil mi bu şarkı,sizin içinde yazının sonuna...


    ah bu ben kendimi nerelere koşsam
    saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam
    ah bu ben kendimi nerelerde bulsam
    çekilsem sahillere hayaller mi kursam

    YanıtlaSil
  2. sen... harikasın... "harika ne demek ola ki?" deme, bilmiyorum, bildiğim içimdeki anlamlarıyla sen harikasın :)

    YanıtlaSil