Okuduysanız Siliyorum

Siz yine de -Hadi seni Mars'a götüreceğiz! diyenlerin peşinden yalın ayak koşacak birinin yazdıklarına ne kadar güvenebilirsiniz bir düşünün isterseniz?

Paralel evren yolcusu
RTÜK En İyi TÜRKÇE Konuşan Haber Spikeri Ödülü'nün Sahibi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 'KADIN' Proje Başkanı
Radyo-Tv Program Sunucusu
Belgesel/Reklam seslendirmeni
Yazar

www.seninicinburadayim.com

20 Şubat 2010 Cumartesi

BENİ ALDATTIĞIN İÇİN TEŞEKKKÜR EDERİM!













Bazı şarkılar vardır iğnesini kalbinizi çizerken yakaladığınız.

Ve bazı fotoğraflar , kişisel tarihinizin parçası olmaktan öteye geçmiş.

Bir mum kokusu nerde olsa tanınan

Saç rengi güneş battıkça hatırlanan.




Yüzünün sadece bir yanında asılı duran gamzemsi çizgiyi bir daha hiç göremeyeceğinizi düşündüğünüzde içinize saplanan zehirli oklar.

AYRICALIKLARINI SONUNA KADAR KULLANMIŞ,
SİZİ SADECE ONA TANIDIĞINIZ İMTİYAZLAR KADAR SEVEBİLMİŞ BİRİ İLE YOLLARINIZI AYIRDIKTAN SONRA KALANLARDIR BUNLAR.

Gemiler yakılır, yollar yürünür.
Basamakları kırık dökük merdivenden çıkarak bir yere varılır sonunda.
Rüzgarlar saçlarınızı tarar, uzaklaşırken anılar.

BİR KÜVET HİKAYESİ gibi Nazım' ın
Fahire ile Süleyman kadar yalnızlaşılır...
Aldatılmakla karşılaştıysanız bilirsiniz, bazı acıların geçici olmayacağını.

''Bir İngiliz romanında okudum der kadın
bu işlere yarayan otellerde
kırık küvetler varmış.
Sizinkinde de var mıydı ?
— Bilmiyorum.
— Hele düşün,
toz pembe çiçekli, kırık bir küvet?
— Evet'' *
Ah o sorular cevaplar...
Zehirli oklar üzerine zaman basıp çıkılan zor anlar.

Bir zaman sonra
''denizden dönerken
gökte yıldızlar, ağaçlarda yaz meyveleri varken
birdenbire durup
muhabbetle bakıp gözlerine
suratına tükürür gibi bir tokat vurur insan sevdiğinin'' *

O zehir karışmayagörsün kana...
Aldatılmanın olduğu her yerde aynı koku aynı yara!
Korkma benden BEN SENİN YAKANDAN DİZ ÜSTÜ DÜŞTÜM *der şarkılar.

Masallar her an biraz daha uzaklaşır inanabilmek için durduğunuz o masum yerden.
Yapraklar sararıp düşerken parklara, birlikte oturduğunuz bankları ıslatır sonbahar.
Yürüdüğünüz yolları değiştirir belediyeler.
Yeni şarkılar karışır akşamlara, yeni sesler eklenir sesinizin yanına.
Telefon rehberiniz ayıklanır, yazılır silinir isimler hayat toparlar dağınıklığınızı size farkettirmeden.

Beni aldattığın için teşekkür ederim! dersiniz bir gün.
Boş bir iskelenin paslı demirlerine yaslanırken.
Daha önce oturup açık denizi izlediğiniz kayalıklarda artık başka biri olarak yürürken...

Şükran duygunuzu uyandıran biri sayesinde, daha önce paramparça edildiğine bile memnun olur insan.


Beni buraya, senin karşına, yaşadıklarım getirdi!
Beni tam buraya, SENİN SEVGİNDEN ÖNCE!

Bazı yıkılışlar, daha parlak kalkışların teşvikçisidir*
İyi ki yıkılıp kalmışım senden önce dedirtir gelen o özverili Sevgili.

Çocukluğummm diye kokladığınız çiçekleri getirip bırakır kucağınıza

Şarkıları başa alıp dinlemek gibi,
yıllar sonra defterin arasında bulunmuş bir yazıyı tekrar tekrar okumak gibi
KENDİNİZE OLAN TUTKUNUZU SİZE GERİ VEREN BİR HATIRLATMADIR AŞK.


Birine yeniden güvenmenin, -sırtınızı dönerek uyuyabilecek kadar güvenmenin- hazzını verir


Sarılıp uyumakta vardır elbet!
Genellikle bunu tercih edersiniz.


Sırtınızı döndüğünüzde, bacağını belinize saran birinin o uykuya daha önce katılmamış kaç ölçek huzur kattığına şahit olmadıysanız.


EVET!
Bazı şarkılar vardır iğnesini kalbinizi çizerken yakaladığınız.
Kalbinizi o iğneden kurtarmayı başardığınızda yeniden, yeniden AŞK' a başladığınız...



elçingören
20şbat2010
02:50



* Nazım Hikmet/ Bir küvet hikayesi
* İlhan Şeşen
* Shakespeare!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder